
Kilit üstüne kilit vurduğum kapılarımı yumrukluyor biri şimdilerde. Üstüme geliyor her seferinde… En sevdiğim masalları anlatıyor yüreğime… Yalandan da olsa gülümsüyorum başucumda beni düşleyen bebeğime…
O masalların prensesi yapıyor beni… Yüreğini kendisine geçilmez kale seçmiş bir prenses… Kendi yalanlarına inanan, boş hayalleriyle yaşadığı kaleyi taçlandıran bir prenses… Anlattığı masallarda kendisinin uzak diyarlardan gelen o yakışıklı prens olduğunu söylüyor… gece gözlüm masalımda… Kalemde beklerken beyaz atıyla tek tek çalıyor kapılarımı…
Her kapımda bir nöbetçi, bekler durur o beni düşlerimde… ona yeminli elimi uzattım kokusu üzerimde… Dokunduğum her tende izini görürüm yüreğimde... acı verir oldu sevgin benliğimde…
Geçit vermez kalemde, sevgin yanar durur gecemde.
Tut artık ellerimden, duy sesimi artık..
Gece sabaha kavuştuğunda, al beni korkularımdan, al artık beni yokluğundan!
Tacımı al, ben senin yalnızca senin yanında, kalbimden uzakta, senin nefesinde var oldum; gözlerinde kayboldum…
Ölümsüzlüğe inanır aşıklar bu diyarlarda, prensesin bensem eğer dön yüzünü, sıcaklığın üzerimde, ellerini ister ruhum sözünde..
Her bakışında bir başka aşk doğar kalbimde, her yeni günde yeniden doğar; yeni bedenlerde….
Götür beni bu diyarlardan al cennetine sev yine sev… geceye doğan güneşe inat; gecemde yanan ayı sev yerime …